GÜNCEL
Giriş Tarihi : 14-07-2020 14:55   Güncelleme : 14-07-2020 14:55

AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Öz: “Şahlanışımıza hiçbir güç pranga vuramaz”

15 Temmuz Demokrasi ve Özgürlükler Gününe özel bir mesaj yayımlayan AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz, mesajında “Anadolu şahlanışına hiçbir gücün pranga vuramaz” dedi.

AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Öz: “Şahlanışımıza hiçbir güç pranga vuramaz”

AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz 15 Temmuz’a özel mesajında, Osmanlı’nın çöküş döneminden itibaren darbelerle bu necip milletin yeniden ayağa kalkmasının önlenmeye çalışıldığının altını çizdi. Büyük Selçuklu Devleti’nin hakimiyetiyle başlayan ve Osmanlı Devleti’nin üç kıtaya hükmetmesiyle taçlanan şanlı Türk hakimiyetinin Anadolu’dan sökülüp atılması için defalarca Haçlı Seferleri düzenlendiğini hatırlatan Başkan Öz, yurdumuzda sahneye konulan darbelerin, haçlı zihniyetinin hedefinden vazgeçmediğini gösterdiğini de kaydetti.

“İlk darbe şeyhülislam marifetiyle yapılmıştı”

“Türkiye ne zaman güçlenmeye ve ayakları üzerinde durmaya başladıysa o zaman bir darbe girişimi vardır, Sultan Abdulaziz Han saltanatı döneminde ordu ve donanmaya çok önem vermiş ve güçlü kara ordusunu 25 civarında zırhlı savaş gemisiyle desteklemişti. Anadolu’da tren hatlarının inşası da yine aynı dönemde başlatılmıştı. Osmanlı’nın Sultan Abdulaziz ile yeniden ayağa kalkma girişimini gören haçlılar, içerideki maşalarıyla buna engel olmaya çalışarak darbe girişiminde bulundu. Osmanlı ile savaş sahasında başa çıkamayan haçlı zihniyeti saman altından su yürüterek kalkıştığı darbe girişimini, dönemin kaynaklarında 'şerrullah', 'müfsit imam' gibi ifadelerle anılan Şeyhülislam Hayrullah Efendi'nin başını çektiği bir grupla başarıya ulaştırdı. Uydurma gerekçeler ve iftiralarla hâl edilen padişah daha sonra şehit edilmiş ve Osmanlı’nın bir kez daha ayağa kalkması engellenmişti. Haçlılar ve içimizdeki maşaları bu örtülü savaşı 27 Nisan 2007 e-muhtırasına kadar başarıyla uyguladılar ve ülkemizin ayağa kalkmasına mani olmaya çalıştılar”

“Kuleli Vakası’ndan 15 Temmuz’a”

Osmanlı’da olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti döneminde de yapılan tüm darbelerin dışarıdan desteklendiğini belirten Başkan Öz yayınladığı mesajında, “Kuleli Vakası diye bilinen ve Mirliva Hasan Paşa'nın vatansever duruşuyla 1859 yılında başarısızlığa uğratılan ilk darbe girişiminden 15 Temmuz’a kadar bu oyun defalarca sahnelendi. 1859'daki Kuleli Vakası, Abdülaziz'in tahttan indirildiği 1876 darbesi, Temmuz 1912'deki Halaskâr Zabitan Bildirisi ve 1913'teki Babı Ali Baskını bu girişimlerden bazılarıdır. Osmanlı’ya bu örtülü savaşla diz çöktüren hainler Cumhuriyet döneminde de eksik olmadı. Anadolu halkının özüne dönmesini ve yeniden dünya hakimiyetine yürümesini engellemeyi amaçlayan darbeler zinciri 27 Mayıs 1960 tarihinde başladı. ‘Yeter Söz Milletin’ diyerek başa gelen iktidar alaşağı edilirken Başbakan Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Bu, demokrasi tarihine vurulan ilk kanlı ve karanlık mühürdü. Ayağa kalkmaya ve özüne dönmeye çalışan Anadolu halkı daha sonra 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 askeri müdahalelerini yaşadı. Hepsi Cumhuriyet’i koruma bahanesi ve suni gerekçelerle halka rağmen yapılmış darbelerdi. Bu ülkenin enerjisini tüketmekten, kalkınma hamlelerini akamete uğratmaktan, halkın özüne dönüş yürüyüşünü engellemekten başka bir hedefi ve sonucu olmayan bu darbeler AK Parti iktidarını da rahat bırakma niyetinde değildi. Nitekim atılan her adım, yapılan her olumlu icraat türlü oyunlarla engellenmeye çalışıldı”

“Bu kez başaramadılar ve asla başaramayacaklar”

Mesajında AK Parti iktidarının Başkan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Türkiye’nin yönünü asli hüviyetine çevirdiğini savunan Başkan Öz, mesajına şu şekilde devam etti:

“28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla gerçekleştirilen ve bin yıl süreceği iddia edilen postmodern darbeyi paçavra gibi yırtıp atan Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı, 27 Nisan 2007 tarihinde Türkiye’nin ilk ve tek e-muhtırasına muhatap oldu. 28 Şubat sürecinin siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olduğu bilinen bir gerçekti. 28 Şubat postmodern darbesi ile başörtüsü yasağı uygulamaları sahneye konulmuş, başörtülü öğrenciler okullardan, çok sayıda kamu personeli ise işinden atılmıştı. Kurulan ikna odalarında kızlarımız başını açmaya zorlanmıştı. Eğer Başkan Recep Tayyip Erdoğan birilerinin yaptığı gibi ‘şapkasını’ alıp gitseydi e-muhtıra amacına ulaşacak ve 28 Şubat bin yıllık yolculuğuna başlayacaktı. Her fırsatta ‘Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık’ diyerek kararlılığını ortaya koyan Başkan Erdoğan, e-muhtırayı da sebep olanları da tarihin çöplüğüne fırlatmasını bildi. Bu tarihe kadar her seferinde başarıya ulaşan dış mihraklar ilk kez mağlup oluyordu. Elbette vazgeçmeyeceklerdi ve vazgeçmediler. Geçmişte 'şerrullah', Şeyhülislam Hayrullah Efendi'yi maşa olarak kullananlar 15 Temmuz’da bir benzerini sahneye sürdüler. ‘Müfsit İmam’ın yerini alan sözde ‘kainat imamı’ Fetullah Gülen, emrindeki kuklalarla devletimize saldırdı. Kalkınma yolunda emin adımlarla yürüyen Türkiye, 15 Temmuz akşamı bir kez daha darbeyle karşılaştı. Orduya sızan bir grup Fetullahçı ihanet çetesi, devletin onlara emanet ettiği silah ve tankları milletine doğrulttu. ‘Kefenini giyerek yola çıkan’ cesur Başkan, bir kere daha düşmanlarının üzerine at sürdü ve onun liderliğinde sokaklara dökülen Anadolu halkı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızan Fetullahçı Terör Örgütü'ne bağlı askeri cuntanın tanklarını da uçaklarını da yenmesini bildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümet üyelerinin çağrısıyla sokağa çıkan vatandaşlar, demokratik yönetimi rafa kaldırmayı hedefleyen bu ihanet çetesinin girişimine 250 şehit ve sayısız yaralı vererek 'dur' dedi. Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkan vatandaşlar tankların üzerinde zafer türküleri söyleyerek, anayasal suç işleyen askerleri gözaltına alan polislere yardım etti. Bugün İHA ve SİHA’lar gökyüzünü süslüyorsa, Suriye’den ve Libya’dan zafer sesleri yükseliyorsa, PKK’lı hainler başlarını çıkaracak yer bulamıyorsa, elbette 15 Temmuz Cuma akşamı verilen o 250 şehit ve sayısız yaralının sayesindedir. Türkiye’nin yönü özüne doğru çevrilmiş ve kutlu yürüyüş başlamıştır. Bunu durdurmaya hiçbir ihanet çetesinin gücü yetmeyecektir. Bölgesinin lideri, dünyada söz sahibi bir ülke olarak bütün zincirleri kırmaya, bütün prangaları söküp atmaya kararlıyız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ülkemizi ilk on ekonomi arasına sokacak ve yarınlara daha müreffeh, daha hür, daha güçlü ve daha yaşanılır bir vatan bırakacağız. Bu vesileyle 15 Temmuz ihanetine göğüs geren tüm vatandaşlarımızın Demokrasi ve Özgürlükler Günü’nü kutluyor, o gecenin bayraklaşan şehidi Ömer Halisdemir başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, tüm gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.”